%@ Language=JavaScript %>
1/16 Dragon
OTTO SKORZENY -GRAN SASSO 1943
Vallejo boyalarının huyunu suyunu öğrenebilmek amacıyla Dragon'un bu injeksiyon figürünü bir nevi deneme tahtası olarak kullanmaya karar verdim. Maketin toplanması sorunsuz sayılabilir. Ufak tefek yerlerde uyumsuzluklar var ama exacto ile hemen üstesinden gelinebilecek türden. Parçaların kalıp izlerini aldıktan sonra likit yapıştırıcı ile yapıştırıp exacto ile tesviyesinin tamamlanması iki saat kadar bir süre alıyor. Tesviye sırasında dolgu macunu kullanılmadı. Tamiya XF-2 pistole ile astar olarak atıldı.
Boyaları paldır küldür kullanmaya başlamadan önce sevgili Ragıp OY ağabeyimden palet hazırlamasından başlayarak, inceltme ve genel kullanım hakkında değerli bilgiler aldım. Sohbetimiz sırasında tüm boya bitimine vallejolar ile gidebileceğimizi de öğrendim ve bunun ilginç bir macera olabileğini düşündüm. Şu ana kadar figür boyarken izlediğim yol akrilik Tamiya boyalarının üzerine yağlı boyalar ile yıkama, gölge ve ışık uygulamaktı. Şimdi ise her aşamayı tek bir tür boya kullanarak bitirmeye çalışacağım, çok ' tırsınç ' bir durum. Boyaları inceltmek için, bir çay tabağı üzerine hafifçe ıslatılmış iki kat selpak havlu üzerine kenarlarını özene bezene kestiğim fırın kağıdını yerleştirdim. Vallejoları iyice çalkalamak gerekiyormuş, çalkaladık netekim. İki damla boyaya bir buçuk damla su oranıyla hazırladığım 913 nolu boya ile ana boyayı fırça kullanarak bitirdim. XF-2 beyaz astar kullandığım için üç katta kapattı . Montaj bitti, astar bitti, ana boya bitti, ' eee şimdi ne yapacağız? ' aşamasına geldiğim an zurnanın zırttt dediği andı.
Ne olacak bu da yıkama işte şeklinde ara gazlarından sonra, yavaş yavaş, elim bir zamanlar içinde sevgili göz damlam olan şimdiyse 5ml. Erikli suyuna ev sahipliği yapan damlalığa alıştı. Zaman zaman el sürekli eski uyguladığım tekniğe dönmeye çalışırken, beyinciğin hönkürlenmesi gidişatı başarısızca düzeltmeye çalışıyordu. Fark neydi ? Eskiden bir bölgenin tonu ile uğraşırken yıkama silme sonrası, yağlı boyayı kurufırça tekniği ile uygular, ışığı gölgesi bir iki dakika neyse blendleyip, orada işi bitirir, diğer bölgelere devam eder, bütünü gözleyerek bitime gidersin. İnsan en başında düşünürken, gölge ışık yaparsın olur diyor ama başına oturunca işin öyle olmadığını anlıyor.



Kendimi alıştırmaya en çok zorladığım kısım, gölge ve ışıklandırmasına başladığım bölgenin tüm tonlanamasını bir kerede yapıp bitirmemek oldu ve hala da alışabilmiş değilim. Boyanın kimyası gereği, her gölge ve ya ışık tonu için, farklı incelikte boyalar hazırlayıp, her defasında aynı tonla çalışmaya devam etmek gerekiyor ve bu da bana sebebini bilmediğim bir şekilde hala çok kıl geliyor. Zamanla bünyeyi bu yeni tekniğe de alıştıracağız.

Makete değmesin yağlı boya sloganıyla yola çıkmıştık ama blend etkilerini arttırabilmek için en sonunda dayanamayıp napples yellow ile dry brush yaptım. Yine de bu figür, gölgelerin tümünde ve ışıkların çoğunda yağlı boya kullanmadığım ilk figürüm olacak. Gerçi şu ana kadar işin ' flesh ' boyutuyla pek ilgilenmedik ama onu da göreceğiz netekim.
Biraz internete bakınıp ön çalışma yapsaydın, bilgi toparlasaydın da öyle kalkışsaydın bu işe diyeceksiniz ama. Peki, tamam tembelim işte...